9 Nisan 2010 Cuma

GALATASARAY'IN SORUNU : SİSTEMSİZLİK


2,5 ay önce Jo, Atatürk Havalimanına inerken kinayeli bir biçimde ‘Yeter Haldun Üstünel Yeter’ tezahüratlarını yapan taraftar bugün gazetelerde Haldun Üstünel ile ilgili çok farklı yorumlar okuyor. Ben de bir taraftar olarak baktığım zaman üzülüyorum. Sen gece gündüz çabala Jo, Giovani, Neill, Elano, Keita, Kewell, Baros transferlerini gerçekleştir sonra da bu şekilde eleştiriye maruz kal. Dünya Kupasında oynayacak ve bunun için kendisini yeniden kanıtlamak zorunda olan futbolcuları düşük maliyetle transfer etti. Ayrıca bu transferlerin kulübe maliyeti de bir Guiza (14 M Euro) kadar değildir.

Bu blogda daha önce Haldun Üstünel’in yaptıklarını öven yazılar yazdım. Yazılara buradan ve şuradan ulaşabilirsiniz. Şimdi tükürdüğümü yalamamak için bunları yazmıyorum. Aksine daha objektif bir bakış ile olanları yorumlamaya çalışacağım.

Bugün Galatasaray’ın içinde bulunduğu durum Haldun Üstünel’in yanlış transferleri değil bir sistemsizliğin sonucudur. Nedir Galatasaray’ın transfer politikası? Transfer komitesinde kimler var? Genç takımların turnuvalarını izlemeye giden bir ekip var mı? Anadolu takımlarını ikinci üçüncü ligleri takip eden kimse?

Avrupa’da bu işler nasıl yürütülüyor diye başlarsak daha doğru bir start olur. Arsenal örneğinde görüyoruz ki birçok siyahi genç oyuncu, adaptasyon sürecinden geçirilerek mücadelenin üst düzey olduğu Premier League’te başarıyla oynuyor. Barcelona denince akla altyapı geliyor. Altyapıdan çıkan oyunculardan kurulu takım, Arjantinli Messi’yi daha çocuk yaşta akademide eğiterek 10 Numara Messi haline getiriyor. Real Madrid bizim için benchmark olamaz. Fransız ekipleri de aynı şekilde Afrika kökenli oyuncuları buluyor ve onları Chelsea, Real Madrid gibi paralı kulüplere satarak hayatlarını idame ettiriyorlar.

Galatasaray örneğinde ise uzun vadeli planlar yapacak bir organizasyon bulunmuyor. Barcelona’nın Cruyff’u var. Teknik direktörün kim olacağına kadar başkanın danışabildiği bir isim. Galatasaray’da ise Adnan Polat bir sezon Kalli’yi getirirken takımın başına (1992-1993 ve 2007-2008) bir sezon Saftig (1994-1995) bir sezon Souness (1995-1996) bir sezon Skibbe (2008-2009) bir sezon Rijkaard (2009-2010). İstikrarsızlık çok fazla teknik direktör değiştirilmesinde değil yalnızca. Bunun yanında birbirinden çok farklı teknik adamların transfer edildiğini görüyoruz. İngiliz’den kariyerli Alman hocaya, Hollandalı’dan çaylak Alman hocalara kadar farklı farklı teknik adamlar ile çalışılmış.

Avrupa kulüplerinde bir organizasyon göze çarpıyor. Arsenal’da Arsen Wenger, Manchester United’ta Alex Ferguson, Barcelona’da Hollanda ekolü (Cruyff’un gölgesinde). Takımların scout ekipleri var. Dünyanın en zengin kulüpleri, piyasası olan oyuncu transfer etmek için değil daha genç yaşta olan ve gelecek vaad eden oyuncular için organizasyon oluşturmuş. Transfer edilen oyuncular adaptasyon sürecinden geçiriliyor. Altyapılarda her şeyi öğrenen futbolcu 17 yaşında A takıma çıkıp rahatlıkla oynayabiliyor. Ülkemizde ise 22 yaşındaki oyuncu ‘genç’ olarak nitelendiriliyor. Anadolu takımlarında deneyim kazanması için kiralık olarak gönderiliyor. Arda, bir röportajında diyor ki ‘bizlere altyapıda 4-4-2 nasıl oynanır, sahada nerede durulur öğretilmedi, ben bunları Milli Takım’da öğrendim, Benzema ise 14 yaşında öğrenmeye başlıyor’. Yerli oyuncularımızın ciddi eksiklikleri var ve buna rağmen motivasyon ile işleri idare etmeye çalışıyoruz. Bu yüzden Dünya Kupasında üçüncü olduktan sonra 6 yıl ortada yokuz, Avrupa üçüncüsü oluyoruz ve yine kaybolduk.

Türkiye’de sportif direktörlük sistemi uygulanmaya çalışıldı sezon başında. Aykut Kocaman Fenerbahçe’ye, Ünal Karaman ise Trabzonspor’da göreve başladı. Şimdi ne durumdalar? Aykut sezon bitsin diye gün sayıyor, Ünal ise Şenol Güneş’in yardımcısı! Bu kadar dayanabildiler.

Galatasaray’da kulübün geleceğine yön verecek, teknik direktör ve futbolcu transferini gerçekleştirecek bir kişi olabilir mi? Adnan Sezgin varken olamaz. O zaman mecburen kurumsallaşma. Artık eski sistem ile kulüp yönetimi devri bitti. Bunu görmemiz lazım. Galatasaray 10 M Dolar bütçeli bir kulüp değil artık. Yeni stad ile birlikte gelirleri artacak olan kulüp, daha kurumsal bir organizasyon ile idare edilmelidir. Başkan ve Haldun Üstünel futbol ile idari olarak ilgilenmeliler. Adına ister danışman, ister menajer ister sportif direktör desinler önemli olan görev tanımıdır. Mesela Hagi. Galatasaray’ın Cruyff’u olamaz mı? Belki de olamaz ama biz Hagi örneği üzerinden gidelim. Eğer Hagi olsaydı UEFA maçlarına geçen yıl stopersiz bu yıl forvetsiz çıkar mıydık? Neill sezon başında transfer edilmez miydi? Hagi, Rijkaard ile konuşur ve diyelim ki defansif bir orta saha oyuncusu transferinde anlaşılır. İsimler masaya yatırılır. Örnek ilk tercih Gago, ikinci tercih Diarra, üçüncü tercih Aurelio. Haldun Üstünel bu noktadan sonra devreye girer ve büyük ihtimalle ilk tercih olan oyuncuya koluna takıp gelir. Biz de Atatürk Havalimanında ‘yeter Haldun Üstünel yeter’ diye bağırırız. Rijkaard bu ülkeden bir gün gidecek. O zaman kimlere teklif götürüleceği (örneğin Koeman,Van Basten,Advocaat) şimdiden Hagi’nin kafasında olur. O isimlerle teması olur. Organizasyonlarda sohbetler edilir, fikir alışverişinde bulunulur. Gelecek sezon orta sahaya oyunun iki yönünü oynayabilen iki futbolcu transfer edilmeli. Bu transferler için Rijkaard düşünmemeli. Rijkaard’ın konsantre olması gereken bir maraton var. Bu isimler için Hagi ile Haldun Üstünel görüşmeli ve şimdiden bu isimler belli olmalıdır. Ne Rijkaard’ın bilgisi dışında ne de sadece Rijkaard’ın kontrolünde bir model. Anlatabildiğimi sanıyorum.

Fatih Terim modeli artık tedavülden kalkmıştır. ‘Transferleri de ben yaparım, oyuncularla da ben konuşurum, hem taktik veririm hem kondisyon, kamp yerini de formaları da ben ayarlarım’ devri artık bitmiştir. Fatih Terim Galatasaray için çok emek vermiş gelmiş geçmiş en başarılı teknik adamdır. Kendisine büyük saygım vardır. Belki de 15 yıl sonra Galatasaray’ın Cruyff’u olur.

Bugün yaşadığımız sorunları Avrupa’daki futbol organizasyonları çerçevesinde değerlendirmeye çalıştım. Mutlaka eleştirilecek ve eklenecek noktalar vardır.

Saygılarımla

4 yorum:

  1. simdi bunu istemek - dunyanin en iyi 10 kulubu arasina girmektir - ancak bu isi baska takimlar yapamazken bir Turk takimindan istemek buyuk cesarettir. ikincisi bizde Cruyff olabilecek adamin eksikligidir - Turk insani ego duskunudur - yerli Cruyff 2 seneden fazla dayanamaz,1 sene bile olmaz cunku hemen bastan total football oynatacagiz,devrim yapacagiz derken hemen kurtlar toplanir - ilk basarisizliktan itibaren Hincal,Cakar gibi havlarlar.Yani devrim kesinlikle sessiz baslamali - sanki Derwall geldiginde kimse farkinda miydi ne olacagini? Ikinicisi Cruyff olmak icin Cruyff gibi olmaz lazimdir - adam dunyanin en iyi futbolcusu ve ayni anda cok zeki - efsane. Hagi maalesef oyle degil - kaprisli adam, Terim de ayni. Ferguson veya Wenger dersek - bende Ersun Yanal derim,ki o da basaramamistir aslinda. Arda roportajlarini okuyunca - belki 20 sene sonra diye umit ediyorum.( Hakan Sukur gibi kosede bekleyen 'Cruyff'lari da unutmamak lazim)

    YanıtlaSil
  2. Bu organizasyonu oluşturmamız şart. Yoksa 2 yıl sonra başka bir yönetim seçilirse sil baştan. Gönder hocayı,futbolcuları getir yeni bir hoca bir ton bonservisli futbolcu al batır kulübü iki yıl sonra bırak başkaları temizlesin.

    Artık Galatasaray 10 Milyon dolar bütçeli bir takım değil. Pasta çok büyüdü. Evet bir Cruyff'umuz yok. Ama bu sistemle olmaz. Rijkaard elindeki kadroyu en iyi şekilde değerlendirmekle görevli. Rijkaard gidip de 2.lig maçlarını izleyemez. Genç takımların turnuvalarını takip edemez. Bunun için organizasyon lazım. Yoksa bize parlatıp cilalayıp daha çok Jo, Lincoln, Elano transferi yaptırırlar. Drogba'ları da genç yaşta Fransız kulüpleri kapar 20-30 Milyona Chelsea'ye satar.

    Haklısın Cruyff'umuz yok ama Adnan Sezgin'le de nereye kadar? Futbol takımı ile ilgili karar alınırken ekibin içinde Adnan Sezgin varsa ne beklersiniz? Başkan'ın danışmanı mı dersiniz sportif direktör mü artık ünvan önemli değil futboldan anlayan bir kişi olmalı. Hagi olmaz kaprisli, Hakan Şükür olmaz hesapları farklı, Fatih Terim olmaz peki kim olmalı? Birisi olmalı. Yerli olmak zorunda mı? Bence buna gerek yok.

    2 yılda bir operasyon yaparak takım yönetilmez. Sonra sezon sonunu getiremiyoruz. Umarım Rijkaard başarılı olur ve O gittikten sonra bu ülkede birşeyler değişmiş olur.

    YanıtlaSil
  3. Galatasaray Turkiyedir. Turkiye gelismedikce, Galatasaray da degismez - bazi mekanizmalar var ki ne kadar iyi olursan ol - seni bitirirler. Arda Turan sistemin meyvasi degil,aksine sisteme ragmen basarabilen birisi. Roportajinda ne guzel anlatmis sansli oldugunu: iyi aile cevresi,genc yasta Desaily'nin kitabini okumus olmasi.O kitabi baskalari okusaydi kim bilir simdi nerede olurduk.
    Bulent Timurlenk spor gazeteciligi icinde devrim baslatan bir isim - bu gercekten cok sevindirici.Bu tur inisiyatif gerek GS'ye - kim bilir insAllah aceto'nun baslattigi dalga GS'ye bir sekilde hepimizin istedigi sekilde etkiler.
    Keske Haldun Ustunel,Polat,Arda vs. bu bloglari okuyorudur?
    Yani o kadar kaliteli ve sevgi dolu yazilar var ki etkilenmemek elde degil: Bulent Timurlenk, Melih Sabanoglu, Tardini Bufe, PcLion, vs.
    Ben yonetimde olsam bu isimlerden 2-3 tanesini danisman alirim - hatta iddia ediyorum aceto'yu Cruyff yapmaya kalkarim.

    YanıtlaSil
  4. Galatasaray Türkiye'dir. Ama Galatasaray öncüdür. İlkelerin takımıdır. Avrupa'da yarı final oynadığımızda takvimler 1989 yılını gösteriyordu.

    Bir yerlerden başlayacağız. Buna inanıyorum. Söylediğin blog yazarları bu ülkede bir çok insanın futbola bakış açısını değiştirmedi mi? Özellikle arkadaşım olan Melih abi ve Uğur. Okumaya doyamıyoruz. Neden bu kaynaklardan yararlanmıyoruz.

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails